1 Ocak 2017 Pazar

City of Stars

 Bi' film izledim hayatim degisti? Pek degismedi de, ben inanilmaz etkilendim. Belki yilin son gunu olusundan, belki icinde muzik oldugundan, belki muthis bir gorsellik tasidigindan, belki hayal edenlerden bahsediyor olmasindan, belki guzel elleriyle piyano calan bir adamdan ya da belki cok sevse de birlikte yapamayan iki insandan.. La La Land en sevdigim film su an, saydigim ve siralayamayacagim ama hissettigim bir suru sebepten. O kadar guzel ki anlatabilecegimden emin degilim. Bir seyler dusundurmedi cunku, bir seyler hissettirdi. Ben filmi seyrederken hissettim, ozellikle de piyanodan cikamn her notayla. Bu kadar guzel bi' sey, bi' olay, bi' film nasil insan elinden cikmis bir insan tarafindan yaratilmis olabilir? Insan acgozlu, kibirli ve yikici bir varlik degil miydi?

 Benim en buyuk sorunum senaryolari senaryo olarak gorememem. Ben her sevdigim filmde yasiyorum, hissediyorum. Inanin, cok yorucu. 2000 milenyumunun 10lu kisimlarini doldururken edindigimiz hatta aslinda sirtimiza yuklenmis realizm filmlerde de kendini gosteriyor sanirim. Artik beni yuksekte birakan mutlu sonlar yok. Gercek sonlar var filmlerde. Kalbim yeterince kirik bilin istedim, filmlerin sonunda aglatmasaniza bir de.

 Film boyunca farkli yerlerde, farkli versiyonlarda donup duran City of Stars; bence yazilmis bestelenmis ve performe edilmis en guzel sarkilardan biri. Gucumun ve hayat enerjimin ellerimden akip gittigini hissediyorum ben, ayakta kalabilen insanlari gormek guzel. Sadece, keske,  son sahnede o sarkiyi calmasaydin. Asik oldugunuz zaman ve bu yurumedigi zaman son bir sey yapip karsinizdakinin canini yakmak  isteyebiliyorsunuz sanirim. Sevginizi cok uzun zamandir paylastiginiz insan acinizi da hissetsin, paylassin diye belki. Onun sebep oldugu aciyi bile onunla yasamak istediginizden.

 City of stars, just one thing everybody wants, it's love, yes all we're looking for is love from someone else.

a voice that says "i'll be here" and you'll be alright

6 Aralık 2016 Salı

Here I Am

 Kendine bile 'gecti' derken 'gecmedigini' fark etmenin sarkisi. Ben en son ve ilk asik olusumda da durmadan Tom Odell dinliyordum, bu bi tesaduf olmasa ya? Keske o 'somewhere the memories couldnt cut my heart' yeri bulabilsem, Ankara'dan kactigimda nereye gitmem gerektigini bilirdim en azindan. Cause i'm going out my head here, darling.

i'amma sick of trying, baby could you love me some more?

3 Aralık 2016 Cumartesi

Hepinize El Salladim

 Yaklasik 3 ay once, Ankara'nin tum cirkinligini kustugu bir kanalizasyonuymus gibi davranan ASTI'de kosustururken 'ben daha cok gecerim bu sene burdan' diye dusunecek vaktim olmustu, Istanbul'a gidiyordum. Sonra bir gun Safranbolu'ya gidebilmek icin gectim ASTI'den, garip bir tanidikligi vardi. 'Ustunden cok zaman gecmemis gibi' diye dusunmustum, gecmemisti de zaten. Kisacik bir sure sonra Eskisehir'e giden en erken otobuse binmisken camdan vedalastik, ben kendime demistim dedim. Eve donmek ne kadar sayilir bilmiyorum;  ama baskalari bile, ki bir de senin icin onemlilerse, 'senin artik evin yok' diyorsa.. Bugun yine o yorgun, cok kez tekrarlanmis ama her tekrari yeni bir keyif veren dejavuda buldum kendimi. Tanidik bir yer olusuydu belki son duragin o kadar heyecanli kilmayan ama huzurunu yasatan. Bu sene cok yerde yeni dis fircalari aldim, cok yerde yeni dis fircalari kullandim ve orada biraktim. Ne kadar yorgun olsam da her yeni gunden, hala bi' yerlere bilet aramakla geciyor gunlerimin bir kismi. 

 Ait olmanin huzuru ozlense de, ait olmamanin rahatligi cokuyor bir zaman gecince insanin ustune. Yolun ve yolculugun devam edecegini bilmek hayata ve olan her seye ragmen 'nasilsa devam edecegini' bilmek o gunesi her sabahin korunde dogarken karsilamana yardimci oluyor. Cunku zor zamanlar olur, nasil cikarsan icinden omurgan oyle sekillenir. 

 Dönüp arkama baktigimda hepinize el sallamak benim yukumu ve acimi hafifleten, kiriklarimi saran. Ben daha cok gecerim ASTI'den. 



bazen cennetin yeri bazen cehennemin dibi evim gibi

27 Kasım 2016 Pazar

Umrumda Degil

Bak burdayim, gor beni
Kendimi kaybettigimi gizlemedim,
Tut beni
Tabi yine sen bilirsin, her seyi, di mi?
Nefret, nefret ediyorum
Yansin her koy her sehir ve il
Artik hic biri umrumda degil



1 Temmuz 2016 Cuma

Ates Edecek Misin?

 Bugun eskiden yazmayi ne kadar sevdigimi hatirladim, Carrie Bradshaw'un bize ogrettikleriyle ilgili bir Vogue postunu gorunce. Ben de yazmak istiyordum. Sonra yine geldigim yer ile gelmek istedigim yer arasindaki mesafenin bir matematik probleminden fazlasi oldugunu fark ettim ve kizdim. Kendime de kizdim. Ben de sadece konusulan ama hic gerceklesmeyen devrimler gibiyim. Bi yerlerde var hata. Ankara'yi ozledim. Izmir'i de ozlerim. Oldugum yerler disinda her yeri ozlerim ben. En temel sorun o olabilir. Ha bir de yola ciktigin zaman hangi kopruyu sectin? Boyle olunca yazacak bir sey de bulamiyorum aslinda. Satirlari ozlemisim sadece. Cok seyi ozlemek niye ki? Bilmem ki. Yaninda olmak varken hep arkanda kosmaktandir belki. Bi de bir sehri terk ederken sen nasil gidiyorsun hep merak etmisimdir. Bazen de ev dedigimiz yerlerin degistigini fark ederiz, cicege su verdin mi diye aramak hep ondan baska ne olabilir ki. Ne kadar dogru ne kadar yanlis ne kadar guzel ne kadar hatali bilinmez benim ev dedigim yer Kizilay'a biraz uzak bi yerde bir oda olmus. Ne kadar kacmaya calissam da. Ne kadar uzak tutulmaya calisilsam da. O yuzden ben mi oleyim yoksa ates edecek misin?

13 Ocak 2016 Çarşamba

The Less I Know The Better

 Ne zaman karamsar degildim ki bu ara olmayayim. Bu ara daha bi basa cikamiyorum sadece, kaybedecek en onemli seyi buldum cunku. Cok ilginc gercekten, herkesten her seyden sakindigimiza en cok biz zarar veriyoruz.

 Bu sarkinin en sevdigim kismi introsu. Donup dolasip aklima geliyor ve mirildaniyorum, sonsuz basarisizlikla tabi ki. Bassini sevdigimin Tame Impala'si.. Ve yine garip bi sekilde, uzuldukce dinlemeye basladigim sarki bu oldu. Oh the less i know the better dedirten seyler yasayana kadar bekleyin sadece.

 Bilemedigim bi seylerden official klibi yukleyemiyorum, aylar yillar kullanmayinca tabi, kirecleniyor insan.

come on superman, say your stupid line

13 Eylül 2015 Pazar

She Will Be Loved

 Onyargiya inanirim. Onyargilarim kesinlikle var ama onlara asinayim. Gecinip atlatabiliyoruz. Insanlari gorunusleriyle yargilarim ama yargilarim kesinligini korumaz. Yapilmali veya yapilmamali, size veya tanriniza kalmis. 

 Sadece, bazen, dogru olan nedir ve ne degildir karisir, girdaplasir. Dogru olan nasil gorunuldugu degil, uyumdur. Senkronizasyon belki. Hareketlerin uyumu. Ruhun uyumu ya da. O erkegin o kizin yaninda nasil durdugundan cok, ne kadar dogru durdugu ve ne kadar dogru hissettirdigidir onemli olan. Uyumlari. Birbirlerine karismis enerjileri. Yin ve yang. Her ikisinin yin ve yanglari. Bu sadece ikili iliskilerle kisitlanmamali; olunan yerle, yapilan isle, kacilmak istenen anla da ayni.. Peki dogrulugu nasil olcuyoruz, gecenin hangi saatinde bu isle ugrasmak gerekiyor, niye ugrasmak gerekiyor, ugrasmak gerekiyor mu, dogruluk zamanla asinabilir ya da sekteye ugrayabilir mi, ne, nasil, neden, nicin. ne zaman, nerede, hangi cehennemde.. 

 Kafamdaki her seye attigim minik kordugumlerle hem ileri hem geri yolumu bulurum sanarken daha da kayboldugumu fark etmemisim, onu ben hesap etmemisim. Kaybolmak ama bir seylerin azligi ya da yoklugundan cok, ayni anda bircok seyin birden fazla zamanda birden fazla an ve mekanin icinde bulunmak. Sadece geri gidiyormus hissetmek, bu yalnizca his mi gercek mi bilememek.. There must be more to life than this, more to life than rush. Ama hic huzuru bulabilecek mi ansizliginda, bazi uyudugu disinda? Tanri varsa, eger ki varsa, umarim iyi bir bahanesi vardir ve umarim o kiza yardim eder.

 Bu sarki bazi gunler icin saklanmalik. Yuzeyselligin sinirlarinin coktan asildigini bildiginde ama sen her saniye daha dibe battiginda dinlenmelik. The ocean is six miles deep. 

it's not always rainbows and butterflies it's compromise that moves us along