27 Temmuz 2015 Pazartesi

Feels Like We Only Go Backwards

 Dusledigin, istedigin cok sey vardir; bu yolda cok karar almissindir ve artik her yeni dusun yeni bir karar anlamina gelir. Yapman gerekenleri listelersin, yapacaklarini postitlerle gorebilecegin her yere yapistirirsin, motivasyon notlari alirsin, kendine sozler verirsin.. Gercek su ki o sozler asla tutulmamaya verilir. Ya da en azindan benim sorunum bu. Etrafimda ve hatta cok yakinimda cok fazla ornek gormeme, daha iyisini yaparim dememe, bu aslinda hic de zor degil dememe ragmen hala bi seyler yok elimde. Surecin neresinde sorun oldugunu bilmiyorum. Bazen belki bende o cesaret, o yurek yoktur diyorum. Cok uzun olmayabilir, kimine gore coktan isim bitmistir veya bana gorundugu gibi 'bir omur'dur. 'Var olmanin dayanilmaz hafifligi'yle sonuclanmis sayica cok da bir sey yok elimde. Yine deli gibi karisti her sey. Konu karamsarlik oldugunda  beynim her kosesinden reklam firlayan dandik dizi siteleri gibi. I can't help. Aslinda anlatmaya calistigim, zorlandigim kadar basit. Dusundugun gibi olmaz, dusundugun gibi yapamazsin ve yine her sey onceki haline doner. Her seferinde. Bu da insanligin loopu olmali. ya da benim. O yuzden ki hayatima butun bir film boyunca loopta olacak soundtrack secseydim o kesinlikle bu sarki olurdu. En azindan su an oyle dusunuyorum.
 Alex'in en buyuleyici yani yazdiklari. Yazdiklarini takip eden de sesiyle ben bunlarin hepsini yasadim hissini insanin iliklerine kadar hissettirebilmesi. Bu adamin sarkilari cektigim huznumu burnumdan solutuyor bana. Depresiflikte benimle boy olcusebilir, gercekten, despair in the live lounge. Boyle kendi capimda minik referanslar yapmak, neyse. Belki de o yuzdendir coverin sarkinin orjinalinden daha iyi tinimasi. Ya da sadece Alex Turner olusudur. Much fangirlluk.


it feels like I only go backwards baby, every part of me says 'go ahead' / I got my hopes up again, oh no, not again/
 it feels like I only go backwards darling

6 Temmuz 2015 Pazartesi

I Want The World To Stop

  Durmadan dinlemek istiyorum. En sevdigim sarkilarin hepsini bagirarak ve buna gelecek feedbackleri dusunmeden soylemek istiyorum. Gunlerce yataktan cikmadan sevdigim seyleri tekrar tekrar izlemek istiyorum. Wes Anderson renklerine sahip her seyi izlemek. Istedigim her seyi okuyabilmek istiyorum. Fransizca ve Rusca okuyabilmek. Muzikle ilgili, edebiyatla ilgili, modayla ilgili, sanatla ilgili okumak istiyorum. Klasikleri ve postmodernistleri. Butun guzel dergiler elimden gecsin okurken notlar alayim istiyorum. Kutuphanem her gun hizla buyusun. Yazabilmek istiyorum. Gercekten dusunebildiklerimi aktarabilmek, okunmaya deger yazmak. Gunluk yazmak, mektup yazmak, bloga yazmak, dergilere yazmak.. Fotograf cekmek istiyorum. Analogla her turlu aksiyona girismek. Polaroid istiyorum. Sayfalari kaplamak istiyorum fotograflarla, sayfalarla duvarlari. Seyahat etmek istiyorum. Uzak ya da yakin. Tren yolculuklari, otobus yolculuklari, kaybolmalar, kesifler, haritalar istiyorum. Anlik ve plansiz gorebilecegim her yeri gormek. Bulduklarimla mutlu olmak. Konser ve festivallerin hicbirini kacirmamak istiyorum. Yillarimi festivallere gore kurmak. Parcalari birlestirmek istiyorum, styling. Tasarlamak istiyorum. Kucuk seyler ve buyuk seyler. Yaratmak.

  Varolussalligin bu denli dibine vurmusken ve gokyuzunden hayal secerken dinlenebilecek en guzel, en uygun, en seni anlayan grup Belle & Sebastian. Islerin birazdan fazla karistigini bilen ama umut isiginin bulutlarin arasindan sizacagina inanmani isteyen, gunlerini yatakta gecirmeni sorun etmeyen ama disarida guzel renklerin kaleydeskop mimarisini de gormen gerektigini soyleyen bir grup, delusional beauty.

Ilk paragrafa istersen bi de dunyayi durduralim ayari vermek icin.



give me the morning, give me the understanding, i'm wrapped in sheets of milky winter disorder

3 Temmuz 2015 Cuma

New Kids On The Block: Years & Years

  Londra gelenegi bozmayip yine, yeniden guzel muzige ev sahipligi yapiyor. Bu seferki kiracilari ise etkisi simdiden dunya capinda gorulen (duyulan mi desek?) Years & Years. Frontmani God Help The Girl'de kalplerimizi burkmus olan Olly Alexander, onu dusta sarki soylerken duyup gruba alan bassist Mikey Goldsworthy ve synth soundlariyla medar-i iftiharimiz Emre Turkmen'den olusan bir trio. Electro esintileriyle bezenmis synth pop olarak ele alabilecegimiz muzikleri simdiden onlara  BBC Sound of 2015'i kazandirmaya yetecek kadar basarili. Years & Years, genc kizlarin gonlunu fethettigi gibi, seneye festival sahnelerini de fethedecege benziyor. Gunumuz genclik anthemlerinin bas taci olan synth'in de katkilariyla  simdiden milyonlarca kez dinlenen singlelarinin yer aldigi Communion adli albumleri icin geri sayim basladi. 10 Temmuz'a kadar singlelariyla atistirmak isteyenler icin kendi favorilerimi listeliyorum. Ayrica umuyorum ki Olly'nin instagramindaki platin saclar sadece bir sakadir.. Umuyorum..



Youtube'da en cok izlenmis video klipleri olan King'in Spotify'daki dinlenme sayisi 103 milyonu coktan asmis durumda. Dile dolanan nakarati, cok farkli olmayan ama akilda kalan ritmiyle guzel bir synth pop ornegi. Sevmeyip Turkce Pop'a benziyor diyen de var tabi ama biz seviyoruz..



Video'da Years&Years'a Emily Browning eslik ediyor. Sarkinin bir de unplugged versiyonu var ki bence asil o tadindan yenmiyor.



90 hitlerinden esinlenilmis bu sarki bence en catchy olanlari.



Diger singlelardan farkli olarak temposu daha dusuk olan Breathe, yine de kalp kiriklari icinde dans ettirebilecek bir sarki. And yes, when love hurts it wont work, maybe we need some time alone, we need to let it breathe..